MAYISHAZIRAN2026
Günter Soydanbay
Körfez Buradan Başlıyor
Körfez Buradan Başlıyor
Geçtiğimiz aylarda bu köşede İzmir Körfezi'nin sessizce ölümünden, dev arıtma tesislerinin maliyetinden ve "The Ocean Cleanup" gibi modüler çözümlerin bize sunduğu ara yoldan bahsetmiştim. Bütçe ve siyaset arasında sıkışmış İzmir için, ne yazık ki beklemekten başka bir çarenin olabileceğini söylemiştim.
O yazıyı yazdıktan bir süre sonra yolum Belçika’nın Antwerp şehrine düştü. Kentte yürürken şans eseri, o yazıda hiç değinmediğim, belki de en ucuz ama muhtemelen en etkili çözümle karşılaştım. Yağmurdan ıslanmış kaldırımda ilerlerken bir mazgalın hemen yanındaki küçük bir yazıya gözümüz takıldı. Üzerinde sadece üç kelime vardı: "Ocean starts here."
İlk anda şiirsel bir ifade gibi geldi. Sonra durup düşündüm — aslında bu bir ifade değil, özenle tasarlanmış dahiyane bir iletişim taktiğiydi. Anlatayım.
Davranışsal bilimde psikolojik mesafe diye bir kavram vardır. Bir eylemin sonucunu yer, zaman veya soyutluk olarak ne kadar uzakta hissedersek, o eylemin ahlaki ağırlığını da o kadar az taşırız. Dolayısıyla insanlar mazgala izmarit, ambalaj, çiklet, plastik atarken zihinlerinde küçük ve sonuçsuz bir hareket yaptıklarını sanırlar. Mazgal eşittir kanalizasyon, kanalizasyon eşittir şehir altyapısı, altyapı arıtır. Deniz ise zihinsel dünyalarında çok uzakta, soyut bir yerde bulunur.
"Ocean starts here" tek bir cümleyle bu mesafeyi siliyor. Zihinlerde mazgalı bir altyapı objesinden çıkarıp denizin kıyısı haline getiriyor. Bilgi vermiyor, kuralı tekrar etmiyor, ceza ile tehdit etmiyor — sadece insanların kafasındaki kategoriyi değiştiriyor.
Daha sonra öğrendim ki Surfrider Foundation gibi çevre örgütleri onlarca kıyı şehrinde bu uygulamayı hayat geçirmişler. Mazgalların yanında yazan "Ocean starts here" ibaresi, davranışsal iletişimin neredeyse imrenilecek bir örneği. Maliyeti? Bir teneke kalıp ve biraz boya.
Şimdi bunu geçtiğimiz aylardaki yazıyla yan yana koyalım. İzmir için konuştuğumuz çözümler iki uçtaydı: bir uçta yüz milyonlarca dolarlık ileri biyolojik arıtma tesisleri, diğer uçta ise milyon dolarlık güneş enerjili nehir bariyerleri. İkisi de yıllar alacak, ikisi de bütçe ve siyaset duvarına çarpacak.
Ama atladığımız bir şey var: kirliliğin büyük kısmı zaten bir kararla — birinin elindeki poşeti, izmariti, ambalajı mazgala bırakma kararıyla — başlıyor. O kararı, mazgalların yanına yazılacak bir cümleyle geciktirebilir, hatta tersine çevirebiliriz.
Belediyeler, Karşıyaka, Konak ve Bostanlı kıyısındaki her mazgalına "Körfez buradan başlıyor" yazsa ne olur? Meles Çayı'na açılan tahliye noktalarına "Bu su, yarın akşam yemeğinde olacak" denirse? Maliyet hesabını dakika içinde yapabiliriz: birkaç ton boya, bir kampanya, sosyal medyada birkaç hafta. Okullarda eğitim. Bir arıtma tesisi tartışmasının yanında neredeyse bedava!
Ama mesele bedava olması değil. Daha önemli olan şey şu: Belediyeler, genelde vatandaşlarıyla yasak ve ceza dilinde konuşurlar. "Çöp atmak yasaktır." “Çimlere basılmaz." “Buraya park edilmez.” Bu cümlelerin tamamı rasyonel-iktisadi insan modeline göre yazılmış.
Oysa özellikle son yirmi yılda yapılan araştırmalar, aslında hiç de öyle mantıkla düşünen bir canlı türü olmadığımızı; çoğu zaman içgüdüyle, algıyla, çerçevenin yönlendirmesiyle hareket ettiğimizi gösteriyor.
Davranışsal ekonomistlerin ve psikologların onlarca yıldır şirketlere öğrettiği şey tam da bu: ne dediğin kadar, hangi çerçeve içinde söylediğin de önemli. Aynı iç görü kamusal alanda fazlasıyla uygulanabilir; sadece bu şekilde Zihni Sinir fikirler kimsenin aklına gelmiyor.
Geçenlerde "ya hep ya hiç" mantığını eleştirmiştik. Bugün eklemek istediğimiz şu: dev projeler ve modüler teknolojiler tartışılırken, davranış-tasarımının zaten elimizin altında olduğunu görmezden geliyoruz. Elbette tek başına bir cümle körfezi kurtarmaz. Ama doğru yere yazılmış doğru bir cümle, pahalı teknolojilerin yetişmesini bekleyen körfezin nefesini biraz daha uzatabilir.
Körfez, gerçekten de, buradan başlıyor.