OCAKSUBAT2026
Gülhan Berkman Yakar
Doğru Meslek, Mutlu Hayat!
2026’ya Girerken…
Yeni bir yıla girerken, özellikle Ocak aylarında
“Bu yıl ne değişecek?”
“Hangi kararları almalıyım?” gibi sorular gündeme gelir.
Gençler için bu sorular çok daha somut olabiliyor; bir sınavın, bir tercih listesinin, bir üniversite kararının ya da “ben ne yapacağım?” gibi sorular…
İnsan hayatının büyük bir kısmı işte geçiyor. Bunu bir cümle olarak söylemek kolay, ama yıllar içinde kurumlarda çalışırken bunun insan üzerindeki gerçek karşılığını defalarca gördüm. İyi eğitimli, yetkin, çalışkan ama yaptığı işle bağ kuramayan, sabahları isteksiz uyanan, potansiyelini tam kullanamadığı için mutsuz olan çok sayıda yetişkinle karşılaştım. Çoğunun ortak noktası, meslek seçimlerinin kendilerinden ziyade bir noktada “koşullara göre” yapılmış olmasıydı.
Bu deneyimler beni özellikle son on yıldır gençlerle daha yoğun çalışmaya yöneltti. Lise döneminde, üniversite ve meslek tercihi aşamasında olan gençler… Çünkü bu süreçte, yalnızca bir bölümü seçmiyorlar, yaşamlarının yönünü belirliyorlar
Gençlerle yaptığım mentörlük görüşmelerinde ilk sorduğum soru genellikle “Ne olmak istiyorsun?” olmuyor. Bunun yerine ;
“Hangi ortamlarda “yaşadığını” hissediyorsun?”
“Ne veya neler yaparken, zamanın nasıl geçtiğini fark etmiyorsun?”
“Zorlandığında nasıl tepki veriyorsun?”
gibi sorularla başlıyorum.
Çünkü yıllar içinde şunu gördüm: Bir gencin sınav notları, hatta ilgi alanları bile tek başına yeterli değil. Asıl belirleyici olan, kişilik yapısı, değerleri, motivasyon kaynakları ve karar alma biçimi gibi konular. Bu noktada, uzun süredir kullandığım kişilik ve yönelim temelli değerlendirme araçları, süreci hızlandıran ve derinleştiren bir rehber işlevi görüyor. Sonuçta karakter analizi ile birlikte kendisine uygun mesleklere ilişkin bir rapor da ortaya çıkıyor. Ama en önemli amaç, genci kendisiyle tanıştırmak…
Görüşmeler ilerledikçe gençlerin çoğunda benzer bir şaşkınlık oluşuyor. Çünkü genellikle kafalarında yalnızca birkaç “bilinen” bölüm var. Oysa kişilik yapısı ve ilgi alanları netleştikçe, önlerinde açılan alanın sandıklarından çok daha geniş olduğunu fark ediyorlar.
Bu noktada hazırladığım mesleki değerlendirme, tek bir doğruya işaret etmiyor. Aksine; gencin yapısına uygun olabilecek pek çok olasılığı yan yana koyuyor. Popüler ve bilinen alanların yanı sıra, çoğu zaman hiç düşünülmemiş ama uzun vadede daha yüksek uyum sağlayabilecek alternatifler de görünür hâle geliyor. Aynı zamanda, dışarıdan cazip görünen ancak kişilik yapısıyla çatışma ihtimali olan alanları da dürüstçe ele alıyoruz.
Gençler için de bu , “kendilerine dayatılan” bir yol yerine, kendi potansiyellerine bakarak verdikleri bir karar süreci anlamına geliyor.
Bir diğer önemli konu ise mesleğe yalnızca bugünün koşullarıyla bakmamak. Görüşmelerde sıkça şu soruyu ele alıyoruz:
“Bu meslek gelecekte var olur mu?”
Bu noktada mesleklerin dönüşümünü, özellikle teknolojik ve yapay zekâ odaklı değişimleri, korkutucu bir belirsizlik olarak değil; hazırlık gerektiren bir gerçeklik olarak ele alıyoruz. Bir mesleğin yalnızca adı değil, içinde hangi becerilerin gerektiği, hangi alanlara evirilebileceği ve kişinin bu değişime ne kadar uyumlu olduğunu konuşuyoruz.
Bu yaklaşım, gençlerin meslekleri ve işleri, yalnızca şu anda var oldukları halleriyle değil, daha geniş perspektiften değerlendirmelerini sağlıyor. Böylece iş yaşamına bakış açılarını değiştirip, gelişmeye her daim açık olmalarını gerektiren bir yolculuk olarak görmelerine neden oluyor ki; bu da çok önemli bir farkındalık.
Ailelerle Kurulan Denge
Bu süreçte aileler de önemli bir rol oynuyor. Çoğu zaman iyi niyetle yapılan yönlendirmeler, genç üzerinde baskı yaratabiliyor. Görüşmelerde, aile–genç karar sürecini daha sağlıklı hâle getirecek ortak bir dil oluşmasına özellikle dikkat ediyorum. Oluşturduğumuz kişiye özel rapor sayesinde, veriye dayalı, tarafsız bir çerçeve, hem gençleri hem de ebeveynleri rahatlatıyor.
Yirmi yılı aşkın süredir eğitim, koçluk ve mentörlük alanında çalışırken şunu net biçimde gördüm:
İnsan, kendine uygun bir yerde olduğunda öğreniyor, üretiyor ve gelişiyor ve mutlu bir yaşam sürüyor.
Gençlerle yaptığım bu çalışmaların amacı, onlara hazır cevaplar vermek değil. Amaç, doğru sorularla bir zemin oluşturmak. Çünkü doğru sorular sorulduğunda, verilen kararlar da daha sağlam oluyor. Aslında gençler için en büyük ihtiyaç, daha fazla seçenek değil; kendilerine ait olanı ayırt edebilecek bir farkındalık.
Yeni yılın, özellikle karar aşamasındaki gençler için
daha net, daha sakin ve daha kendileriyle uyumlu seçimlere alan açmasını diliyorum.
Sevgiyle Kalın
Gülhan Berkman Yakar
gberkman@kariyercafe.com