OCAKSUBAT2026
GÜNDELİK HAYAT VE VİVİAN MAİER
GÜNDELİK HAYATI FOTOĞRAFLAYAN BİR ÇOCUK BAKICISI
Vivian Maier
Fotoğraf tarihinin en yetenekli ve çağının en başarılı fotoğraf sanatçısının birçok çocuğa dadılık yapmış olduğunu biliyor muydunuz? Vivian Maier adını duymamış olabilirsiniz. Bu gayet normal. Çünkü o kimse tarafından bilinmeden, insanlardan uzak hayata veda etti. Onu fotoğraf sanatçısı olarak göz önüne çıkaran olay bir rastlantıydı. Olay şöyle gelişir: 2007’de Şikago´da bir müzayede salonunda, John Maloof adlı bir genç Portage Park üzerine yazdığı bir tarih kitapçığı için eski fotoğraflara ihtiyaç duyuyordu. Araştırmasına yardımcı olur düşüncesiyle eski fotoğraf negatifleriyle dolu bir kutuyu bu müzayedede satın alır. Kutuyu incelediğinde içindekilerin değerli fotoğraflar olduğunu anlar. Kutunun üzerinde yazılı olan ismi Google’dan arar, fakat hiçbir sonuç alamaz. Ayrıca fotoğraflar onun ilgilendiği konu üzerine değildir, işine yaramamaktadır, kutuyu atmaz, bir kenarda saklar.
Aradan iki sene geçer. John Maloof’un aklına kenara koyduğu kutu gelir, negatiflerin bir kısmını basmaya başlar. Bastığı her fotoğraf onu bu fotoğraflara daha da çeker.
İlgisi artıkça ciddi bir çalışmaya girişir. Bastırdığı bu fotoğrafları kendi blogundan yayınlamaya başlar. Beklemediği bir ilgi ile karşılaşır. Artan ilgi onu daha geniş çaplı bir araştırmaya götürür. Kutunun üzerinde yazan ismi Google’da tekrar arar ve kısa zaman öncesine ait bir ölüm ilanıyla karşılaşır. Maloof, Vivian Maier’i bulmuştur.
Sanatçı bu kişi hakkında bilgi edinmeye başlar. Hiç evlenmemiş, hayatı maddi sıkıntılarla geçmiş, hiç çocuk sahibi olmamış fakat birçok çocuğa annelik yapmış, dadı olarak hayatını kazanmıştır. Sanatçının bakıcılık hizmetini yaptığı aileler ile tek tek görüşür. Bir yandan sanat galerilerine bu fotoğrafları kabul ettirmeye çalışır.
Düşünün ki Vivian Maier yaşamı boyunca 150.000 civarı negatifi ve banyo edilmemiş filmleri ile yüzlerce video kaydını tek bir kişiye bile göstermemiştir! Üretken bir sanatçıdır, belki de dadılık mesleğini dışarıya çıkmasına olanak sağladığı için seçmiştir. Dadılık makyajı altında Vivian Maier resmen kendi kişiliğini yaratır ve gizemli bir kadın olarak, bakıcılığını yaptığı çocukları da yanına alarak şehrin sokaklarını gezer ve insanların en doğal hallerini fotoğraflar.
Vivian Maier’in dikkat çekici bir özelliği de biriktirme hastası yani istifçi olmasıdır. Yaşadığı bütün evleri sokaktan topladığı eşyalar, gazeteler, dergiler ve tabi ki fotoğraf negatifleriyle dolu kutularıyla doldurur.
Dadılık yaptığı ailelere işe girdiğinde ilk şartı odasına girilmemesidir. Böylece herkesten biriktirdiklerini gizlemeyi başarır. Yalnız fotoğraf çekmekle kalmaz gündemi ve politikayı takip eder. Bu doğrultuda video çeker. Bu video kayıtlarının birçoğunda, çevresindeki insanlara gündemdeki konularla ilgili sorular sorar, onların görüşlerini almaya çalışır.
İçe dönük bir yapısı olduğu halde sanatı uğruna çektiği insanlarla iletişime geçer, onların görüşlerini kaydeder. İşini o kadar önemser ki, eline kamerasını aldığında tüm dünyayı unutur, fotoğrafladığı kişiye odaklanır. Hatta bir gün bakıcılık yaptığı Robbie ve kardeşi ile birlikte dolaşırlarken Robbie’ye araba çarpar. Maier çocukları unutup fotoğraf makinesine sarılır, sürekli o anın fotoğrafını çekmeye çalışır. Olay yerine gelen Robbie’nin annesi hayretler içindedir. Maier annenin bu dehşet içindeki halini bile fotoğraflamaktan kendini alamaz. Adeta kendini fotoğraf çekmeye öyle adamıştır ki, gözü hiçbir şeyi görmez olur.
Gündemi, sanatı, siyaseti takip eder. Özellikle çocuk ve kadın cinayetlerinin haberlerinin yer aldığı üçüncü sayfa gazete haberlerini kesip, biriktirir. Birkaç haberin izini sürmüş, olay yerine gidip fotoğraflarını çekmiştir. Markette, sokakta çevresindeki insanlara sorular sorar ve bunları videoya kayıt eder. Özetlersek Vivian Maier gündelik hayatın sıradanlığını, görünmezliğini, insan varlığının en çıplak biçimde ele verdiği anları yansıtmaya çalışır.
Bakıcılık yaptığı zamanlar dışında ya sokaklarda ya da fotoğrafları için materyaller toplar ya da sergileri, kültürel etkinlikleri, galaları, konserleri takip eder. Tüm bu etkinliklerde insanları toplu olarak fotoğraflama imkânı yakalamış olur. Onun ilgisi insana ve gündelik yaşam anlarınadır. Dolayısıyla fotoğrafları belgesel bir arşiv niteliğini taşır.
Vivian Maier’in sanatını daha yakından anlamak açısından yaşadığı dönemin ABD’sine odaklanalım isterseniz. ABD’de Büyük Bunalımı ve İkinci Dünya Savaşı’nın ardından başarılı demokratik bir Amerikan simgesi yerleşmeye başlamıştır. 1950-60’lı yıllar arasında ülkede ekonomik alanda da ciddi bir büyüme yaşanmaktadır. Frank Sinatra, Elvis Presley, Louis Armstrong, Nat King Cole, Miles Davis, Aretha Franklin müzikleri ile zirvede olan sanatçılardır. Gelişen ekonomik tabloda refah seviyesi yüksek aileler, iyi giyimli kadınlar, fötr şapkalı takım elbiseli erkekler, tarz olan arabalar, insanoğlunun aya çıkışı, gelişen Hollywood sineması ile doruğa çıkan sinema yıldızları, çatışma halinde beyaz ve siyahlar, Martin Luther King’in 1963’te Lincoln anıtında yaptığı tarihi konuşma gibi sosyal yaşamda gelişen olaylar ve zirvedeki insanlar halkın odağındadır. Tüm bu olaylar yaşayan Amerika kültürünün temsilleridir, Vivian Maier kendini bu ortamın hem biraz içinde hem tamamen dışında tutar. Fotoğraflarının arka planında gelişen ve büyüyen Amerika’nın günlük yaşamını kayıt altına almaya başlar.
Onun fotoğraflarında gündelik hayatın her hali vardır. Güzelliklerle çirkinlikler aynı anda var olduklarına göre hiçbirini göz ardı edemez. Hepsi de insana dair olduktan sonra güzellik de çirkinlik de aynı anda fotoğraf karesine girebilir. Bu karşıtlar ancak bir aradayken anlam kazanır. Bu bakış açısıyla sokakta parçalanmış bir kediyi fotoğraflamaktan çekinmez, amacı gerçeği yansıtmaktır.
Hem yükselen Amerika’nın hem arka sokaklarda yaşayan evsizlerin, dilencilerin, kimsesizlerin fotoğrafçısıdır, amacı şehrin görünmeyenlerini göstermektir. Kederi, acıyı en doğal haliyle verir.
Maier’in fotoğraflarını bu kadar etkileyici kılan en önemli detayın Rolleiflex marka kamerasında yatar. Vizörü yukarıda olan bu kamera sayesinde insanların en doğal hallerini, onlara fazla belli etmeden yakalamayı başarmıştır. Bunun da dışında, fotoğraflar alttan bir açıyla çekildiği için portreleri doğallıkları ile çeker.
Aynalarda ve cadde vitrinlerindeki yansımalarda fotoğrafladığı kendi oto-portreleri de çok özgündür. Kısaca Vivian Maier dünyaya eşsiz bir görsel hazine ile birlikte kendisi ve sanatıyla ilgili sırlarını bıraktı. Bant kaydındaki anlamlı sözleri ile yazıyı bitirmek istiyorum…
“Hiçbir şey sonsuza dek sürmez. Başkaları için alan açmak lazım, bu bir çark. Bindiğinde sonuna kadar gitmek zorundasın. Ve sonra bir başkası sonuna kadar gitmek için aynı imkânı bulur ve bu böyle devam eder. Ve birileri, onların da yerini alır”.
Kaynakça
www.artfulliving.com.tr/project/1663/kesfedilmemis-bir-dadi-vivian maier https://oggito.com/icerikler/olumunden-sonra-kesfedilen-bir-fotograf-dehasi-vivian-maier/66166