OCAKSUBAT2026
Evlerimizde çöp ayrıştırmayı neden beceremiyoruz?
Evlerimizde çöp ayrıştırmayı neden beceremiyoruz? Kentin büyük bir çöp sorunu var. Geleceğe dönük tutarlı, sürdürülebilir çözümler de ortada ama bir türlü beceremiyoruz. Belediye, imkansızlıklar içinde, günlük çözümler peşinde koşmaktan helak olmuş durumda. Zengin takımı, çöpten para kazanmayı düşünmüyor gibi... Ankara, "Bana oy vermeyene su yok! Benden kapik işlemez. Ne haliniz varsa görün" şarkısı ile el şıkırdatıyor. Çöpün üreticisi vatandaşlar ise, Süleyman Demirel'e öykünüp "Sokağıma geri dönüşüm kutusu koydular da biz mi ayrıştırmadık" diyor. Konu aslında ağır kokulu bir dram ama bizde her nedense komedi kıvamında sahneye konuyor. Güzel İzmir'de, sermaye eliyle "yatırım", "yapay zeka", "Su sorunu" gibi zirveler yapılıyor. Biz de "çöp zirvesine” bir çağrı niteliğinde; "Yahu dünya bu işi nasıl çözmüş" diyerek, uzmanı olmadığımız konunun uzmanları ne yapmışlar bir araştıralım, çorbada bir küçük kaşık tuzumuz olsun istedik. Şimdi okuyacaklarınız koltuk sahipleri ve danışmanları tarafından çok iyi bilinmekle beraber toplumun genel "ahval ve şeriatı" sebep gösterilerek bir türlü çözüm durumuna geçilemeyenlerin bir bütünüdür. Çöpün ekonomisi ya da ekonominin çöpü Aslında meselenin temeli her zaman olduğu gibi ekonomide yatıyor. Gelişmiş, yani çöpünü ayıklamayı beceren ülkelerde bir "Döngüsel Ekonomi" kavramı var. "Mevcut malzeme ve ürünlerin mümkün olduğunca uzun süre paylaşılmasını, kiralanmasını, yeniden kullanılmasını, onarılmasını, yenilenmesini ve geri dönüştürülmesini içeren bir üretim ve tüketim modeli" olarak tanımlanıyor. Tercümesi; çöpünü azaltacaksın, elindekileri mümkün olduğunca uzun kullanacaksın, her yıl bir üst model telefona geçmeyeceksin. Pili biterse, değiştirip iki sene daha kullanıp itibardan tasarruf edeceksin. Üstelik, tamirciye "Bu çıkanı özel pil atık kutusuna atıyorsunuz, değil mi?" diye soracaksın. Eğer sana şaşkın gözlerle bakıyorsa, "Ben onu alayım" deyip, kendin atık pil olarak değerlendirilmesini sağlayacaksın. Bu döngüsel ekonomi dedikleri, altın yumurtlayan tavuk gibi bir şey. Altın konusunda hassas olanlara özellikle belirtiyorum. Bir kere çevreyi koruyor. Yeşil altın yani... Ürünlerin yeniden kullanımı ve geri dönüşümü ile doğal kaynakların kullanımını yavaşlatıp, yeşil alan tahribatını ve sera gazı emisyonlarını azaltıyor Bu döngüsel tavuk, çok verimli yumurtluyor. Ürünlerin daha tasarım aşamasında enerji ve kaynak tüketimini azaltmasını şart koşuyor. Ortalama bir Avrupalının yılda yaklaşık 190 kilo ambalaj atığı ürettiğini bilerek aşırı ambalajlamayla mücadele ediyor. Avrupa Birliği, 2050 yılına kadar döngüsel ve iklim nötr bir ekonomi kurmayı hedefliyor. Bunu başarmak için, son yıllarda atıkları azaltacak ve ürünleri daha sürdürülebilir hale getirecek birçok yeni önlem aldılar. Yeni veya güncellenmiş mevzuat, ekotasarım, ambalajlama, onarım hakkı, atık yönetimi ve diğer önemli alanları kapsıyor. Adamlar, daha döngüsel bir ekonomiye doğru ilerlemenin rekabet gücünü artıracağını, yeniliği teşvik edeceğini, ekonomik büyümeyi destekleyebileceğini ve iş alanları yaratacağını çok iyi biliyor. Malzemelerin ve ürünlerin döngüsel kullanım için yeniden tasarlanması, ekonominin farklı sektörlerinde yeniliği de artıracağının farkındalar. Tüketicilere, yaşam kalitesini yükseltecek ve uzun vadede para tasarrufu sağlayacak daha dayanıklı ve yenilikçi ürünler sunmaya da çalışıyorlar. Şimdi bizim beceriksizliğime dönelim ve akıl çalıştıralım biraz... Tahmini 10-15 yıl önceydi, belediye başkanı kimdi hatırlamıyorum. Apartmanımızın girişine plastik esaslı, değişik renklerde 3 kutu koydular, elimize de bir broşür tutuşturdular. Hangi renge kağıtları, hangi renge plastikleri ve metalleri atacağımız yazıyordu. Çok şükür mahallede hepimizin okuma yazması vardı. Okuduk, anladık ama kültürümüz yetmedi. Daha bir hafta geçmeden mavi renkli kutuda içi meyve artıkları dolu poşeti görünce, "Başıma kaynar sular döküldü" durumu yaşandı. Apartmanda epey bi gürültü kopardım ama yetmedi. Çevredeki diğer konutlarda da aynı durum yaşanmış olacak ki, belediye kısa zamanda renkli kutularını geri aldı. Evet, uzun yıllar geçti. Dünya hala büyük bir iklim krizinin tehdidi altında ve o gelişmiş dediğimiz ülkelerle birlikte hepimiz dünyamızı kurtarmak için daha fazla gayret göstermek zorundayız. Devamını dijital dergide okuyabilirsiniz
E-DERGİ İzmir Life şimdi internette.
Tıklayın, okuyun...
Kasım/Aralık 2025 sayısında neler vardı göz atın!
AYIN MEKANLARI PRIMO

Konak Pier’deki yeni İtalyan Primo İzmir’in en önemli gastronomi merkezlerinden Konak Pier, yepyeni ve renkli bir restoranı daha kucakladı. Denize uzanan tarihi dokuda kapılarını açan “Primo”, İtalyan mutfağının sıcak ruhunu İzmir’e taşıdı. Birbirinden lezzetli pizzaları, makarnaları, rizottoları, etleri, salataları ve muhteşem manzarasıyla müşterilerini ağırlayan “Primo”, şarapları, limoncellosu, kokteylleri ve diğer içkileriyle de konuklarına keyifli saatler sunuyor. İtalya Como’da 16 yıl çalışan şef Ertunç Özdemir’in mutfağı, “Primo” ziyaretçilerini adeta İtalya’ya götürüyor ve Napoli, Roma, Milano ruhunu İzmir’de yaşatıyor. Gazeteci Osman Gençer ile kardeşi Hakan Gençer ve oğlu Arman Gençer’in birlikte açtıkları “Primo”, her gün saat 12.00 ile 22.00 arası hizmet veriyor. “Primo”, kalitesinin yanında fiyat dengesiyle de dikkat çekiyor. Açıldığı ilk günden itibaren b...

[Devamını Oku...]

MARDARINN

Mandarinn Son yıllarda doğal güzelliklerinin yanı sıra zengin gastronomi seçenekleri ile öne çıkan İzmir’in Karaburun ilçesi, bu alanda önemli bir başarıya imza attı. Yerel lezzetleri çağdaş yorumlarla buluşturmak amacıyla 2022 yılından bugüne hizmet veren Mandarinn Karaburun, uluslararası gastronomi rehberlerinden Gault & Millau 2026 tarafından “Gourmet Table – Chef Restaurant” kategorisine alındı. Bu seçkiyle birlikte Karaburun’dan ilk kez bir restoran, uluslararası bir gastronomi rehberinde yer almaya hak kazandı. Karaburun'un kimliğini taşıyan mutfak Hilmi Akyol ve Özer Koçak tarafından, ilçenin doğallığını ve sürdürülebilirlik anlayışını merkezine alarak 2022 yılında kurulan kurulan Mandarinn Karaburun, mutfağını Şef Gökhan Altay liderliğinde şekillendiriyor. Restoranın mutfak anlayışı; deniz ve kara ekosistemlerinin sunduğu çeşitliliği menüye yansıtan bütüncül bir bakış üze...

[Devamını Oku...]