Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Bu sayının kitapları

“Nerede tükettin ömrünü? Bir hareketin hatırası, bir tutkunun işareti, bir maceranın parıltısı, güzel ve firari bir cinnet – geçmişinde bunların hiçbiri yok; hiçbir sayıklama senin ismini taşımıyor, seni hiçbir zaaf onurlandırmıyor. İz bırakmadan kayıp gittin; senin rüyan neydi peki?

"Nerede tükettin ömrünü? Bir hareketin hatırası, bir tutkunun işareti, bir

Çürümenin Kitabı

Emil Michel Cioran · Çeviri: Haldun Bayrı · Yayına hazırlayan: İ. Kaya Şahin · Metis Kitap

Bu sayının kitapları

“Nerede tükettin ömrünü? Bir hareketin hatırası, bir tutkunun işareti, bir maceranın parıltısı, güzel ve firari bir cinnet – geçmişinde bunların hiçbiri yok; hiçbir sayıklama senin ismini taşımıyor, seni hiçbir zaaf onurlandırmıyor. İz bırakmadan kayıp gittin; senin rüyan neydi peki?

Kökeninde aldatıcı ve yıkıma mahkum olmayan hiçbir “yeni” hayat görmedim şimdiye kadar. Her insanın zaman içinde ilerleyip bunaltılı bir geviş getirmeyle kendini tecrit ettiğini, yenilenme niyetine de ümitlerinin beklenmedik yüz buruşturmasıyla karşılaşıp kendi içine düştüğünü gördüm…”

E.M.Cioran

İstanbul, İzmir ve Atina Seyahat Günlüğü

Paul Eudel · Çeviri: İsmail Yerguz · Yayına hazırlayan: Erkan Serçe · Sakin Kitap

Bu sayının kitapları

“İzmir’de bir şenlik havası var… Kadınlar süslenmişler. bütün takılarını takmışlar… 1880’lerin İstanbul’u, İzmir’i ve Atina’sı nasıl görünüyordu?

Fransız gezgin Paul Eudel’in seyahat günlüğü limanları, çarşıları, tramvayları, bayramları ve gündelik hayatın ayrıntılarını büyük bir canlılıkla gözler önüne seriyor. Edebi süslerden uzak, doğrudan ve samimi gözlemlerden oluşan İstanbul İzmir ve Atina Seyahat Günlüğü, üç kadim kentin geçmişine açılan benzersiz bir zaman yolculuğu sunuyor.

Kaybolan manzaralar, değişen sehirler ve tarihin içinden yükselen sesler… İstanbul İzmir ve Atina Seyahat Günlüğü, İsmail Yerguz’ün çevirisiyle…

Kırmızı Buğday

Ahmet Büke · Can Yayınları

Bu sayının kitapları

“Alemi uzaktan seyredince kuleler, konaklar, üzerinde koşan tavla tavla atlar, mayalı develer, yalçın dağlar, acı göller, Şahin Beyler, beylerin uzun elleri, körüklü çizmeleri ve de bağlanmış taşlar ile salınmış köpekleri görünür. Bundan ibaret sanılan devranın derisinin altında asıl sahibin nehirden nabzı atar oysa. Çoğu zaman derinlere kaçar, kendi bile unutur nefsini. Sonra olmadık zamanda ve umulmadık anda öz magmasına rastlar. İçin için kaynar, elini öteki elinin örsünde döver, göbeğini keser ve onu gömdükleri kabuğu zelzelelerle yırtarak yazısını yeniden yazmaya çıkar. Bütün iş çoğunluktadır. Bütün iş buğdayı yatıracak acı rüzgarı beklemek yerine fırtına olup esmeyi hatırlamaktır. Ehil bir el gelir, kazandaki süt taşına uzanır ve atar dışarıya. Süt taşar!”

Ahmet Büke, Kırmızı Buğday’da hikayeye bu kez bambaşka bir açıdan yaklaşıyor. Kaderini memleketine bağlamış, ölümden yaşam doğuran insanları anlatan Kırmızı Buğday, Arap Ali, Adnan Bey, Gani Dayı, Teğmen Cemil, Dünya, Maya gibi unutulmaz karakterlerle hem tarihsel hem de toplumsal bir anlatının izini sürüyor.

İda'nın Gözcüsü

Esra Yazdıç Demir · Yakın Kitabevi

Bu sayının kitapları

Arden, nefes nefese koşuyordu. Alnından akıp gözlerini yakan terini silmek için bile yavaşlayamazdı. Vakti yoktu. Kucağındakini korunaklı bir yere götürmeliydi. Onu saklarsa her şey düzelecekti.

Bilen Bilgeler “zer”i ona emanet etmiş ve gideceği yolu haritaya işaretlemişlerdi. Köyün en hızlısı olarak bu görevi yerine getirmeliydi. Halkının özgürlüğü buna bağlıydı. Bilgelerin sözlerini düşündükçe dağların, ovaların, toprakların zeri bulmak için nasıl yağmalandığını hatırladıkça daha da hızlandı.

Kollarından kayan örtünün açıldığını fark etmedi bile. Gizlenmesi gereken kendini belli etmişti. Zerin sapsarı gövdesinden taşan ışık, gecenin karanlığını aydınlatmıştı.