EYLULEKIM2026
Günter Soydanbay
İzmir, Saâd Tekiout’unu arıyor
İzmir, Saâd Tekiout’unu arıyor
Yirmi sene önce okumak için Montreal'e gittiğimde ilk fark ettiğim şey ne mimarisi ne soğuğu ne de insanların nezaketiydi; yollardı.
Havalimanından çıkar çıkmaz taksiye bindim. Şehir yoluna girdiğimizde araç ciddi şekilde sarsılmaya başladı. Çukurlardan kaçmak imkansızdı. Oysa zihnimde Kanada, Batı medeniyetinin örnek ülkelerinden biri olarak yer etmişti. Sağlık sistemi, eğitim ve kamu düzeni, hepsi ders kitaplarında anlatılan seviyedeydi. Peki, yollar neden bu kadar kötüydü?
Yirmi yıl içinde bu sorun düzelmek yerine daha da kötüleşti. Çukurlar arttı, büyüyüp derinleşti. Günümüzde Montreal'in yollarının dörtte biri veya daha fazlası "kötü' ya da "çok kötü' durumda bulunuyor. Onarım maliyetleri 3,3 milyar dolara ulaştı. Geçen kış, şehir ihale krizi nedeniyle hiç yüklenici bulamadan kışa girdi. Belediyenin dört otomatik yama makinesinden ikisi bozuk, diğer ikisi ise eksi 10 derece altında çalışamıyordu. Bu nedenle, belediyeye gelen çukur şikayetleri geçen yıla göre beş kat arttı.
İşte tam bu noktada Saâd Tekiout diye biri sahneye çıkıyor.
Saâd, 25 yaşında, Fas doğumlu, on dört yaşında ailesiyle Montreal'e göç etmiş bir peyzajcı. Kışın arabası bir çukura giriyor ve lastiği patlıyor. Karlar eridiğinde arabasının bagajına otuz kiloluk asfalt torbaları ve bir sıkıştırma makinesi koyup sokağa çıkıyor. Çukuru temizliyor, asfaltı döküyor, tırmıkla düzlüyor, pürmüzle yakıyor ve sıkıştırıyor. On dakikada, kendi cebinden elli dolar harcayıp çukuru yamıyor.
Sonra yaptığı işin videosunu sosyal medyada paylaşıyor. Video milyonlarca kez izleniyor. Ardından yüzlerce onarım talebi gelmeye başlıyor. Montreal'liler ona "Batman" lakabını takıyor. Yaşlı çiftlerin kapısının önündeki tehlikeli çukurları yamıyor, doğum merkezinin rampasını düzeltiyor. Bugün 165 binden fazla kişi onu takip ediyor. Açtığı yardım kampanyasına 40 bin doları yatırılıyor. Bini aşkın çukuru tamir ediliyor.
Ama belediye bu durumdan hiç memnun olmuyor. Çünkü Saâd çukurları doldurmakla kalmıyor; aynı zamanda belediyenin başarısızlığını gözler önüne seriyor. Belediye başkanı, "Yaptığınız değerli ama bunu sizin yapmanız gerekmez,” diyor. Sonra, gelen tepkiler üzerine çukur onarımı için yeni bir fon paketi açıklıyor ve ihale açıyor. Saâd, şartnameyi okur okumaz, ihalenin adrese teslim mevcut bir taşerona verilecek şekilde yazıldığını fark ediyor.
Saâd Tekiout ne ilk ne de tek. Dünyada bu işin bir adı ve epeyce kalabalık da bir literatürü var: "gerilla şehirciliği.”
Roma'da GAP (Esnaf Acil Müdahale Ekipleri) adında yirmi kişilik gizli bir grup kurulmuş. Herkes uyurken, yüzleri kapalı, bir okulun bozuk çeşmesini onarıyorlar, tehlikeli bir yola yaya geçidi çiziyorlar, su biriken kaldırımı tamir ediyorlar. Sonra logolarını ıslak betona kazıyıp gidiyorlar.
Manchester'da "Wanksy" takma adıyla biri belediyeden defalarca şehirdeki çukurları kapatmasını istiyor. Yanıt alamayınca, çukurların etrafına müstehcen şekiller çiziyor; belediye öfkeyle ama son derece hızlı şekilde çukurları onarıyor. Londra'da Steve Wheen adlı biri, farkındalık yaratmak için çukurlara minik bahçeler kuruyor. Yekaterinburg'da aktivistler, çukurların çevresine sorumlu bürokratların karikatürünü çizince o çukurlar bir hafta içinde kapanıyor.
Şimdi gelelim İzmir’e. Bu yaz Urla’da doğal gaz çalışmaları var. Her yer delik deşik. Elbette, altyapı gerekli ama açılan yerlerin kapatılması, kapatılan yerlerin düzleştirilmesi, düzleştirilen yerlerin kontrol edilmesi de lazım. Aylardır yarım kalmış hendekler, çökmüş yamalar, üzerinden geçtiğinizde arabanın altını kazıyan tümsekler… Ve hiçbir bilgilendirme yok.
Ne yazık ki bu sorun İzmir’in geneline yayılmış durumda. Mesela Ankara'dan İzmir'e geldiğinizde yolların farkını lastiklerinizden anlıyorsunuz. Bu bir algı meselesi değil, kıyas kabul etmeyecek bir fark. İşte bu yüzden galiba bize de bir Saâd Tekiout lazım. İlla bagajınızda asfalt taşımanıza gerek yok; çukurları saymanız, fotoğraflamanız, tarih atmanız ve yayınlamanız yeterli.