EYLULEKIM2026
PLASTİĞİN BAHANESİ, DÜNYANIN BEDELİ
Plastiğin bahanesi, dünyanın bedeli Bazen insanlığın en büyük yanılgısı, yarattığı sorunun büyüklüğünü gördüğü halde çözümün gerektirdiği cesareti gösterememesidir. Plastik meselesinde tam olarak bunu yaşıyoruz. Yıllardır okyanusların plastikle dolduğunu, mikroplastiklerin deniz canlılarından insan bedenine kadar ulaştığını, toprağa, suya ve besin zincirine karıştığını biliyoruz. İzmir Life’ta da defalarca yazdım. Bilim insanları uyarıyor, çevre örgütleri bağırıyor, fotoğraflar ortada… Ama plastik üretmeye devam ediyoruz. Üstelik daha fazla. Yıllık plastik üretimi artık 400 milyon tonu aşıyor. Bunun önemli bir bölümü birkaç dakika, hatta birkaç saniye kullanılan ve ardından yüzlerce yıl çevrede kalabilen ürünlerden oluşuyor. İşte asıl çelişki burada. Bir poşeti, bardağı, ambalajı ya da plastik şişeyi hayatımızdan birkaç dakikalığına geçiriyoruz; sonra onun bedelini doğa yüzlerce yıl ödüyor. Geçen Temmuz ayında bir gastronomi etkinliği için Antalya Belek’te idim. Antalya’nın dünyaca ünlü sahilleri; yeşille mavinin birbirine karıştığı koyları, Çıralı’sı, Adrasan’ı, Olimpos’u, Konyaaltı’sı bu ülkenin sahip olduğu en büyük doğal zenginliklerden… Biraz dolaşınca gördüm ve sordum: Bu sahilleri ne hale getirdiniz? Antalya’nın denizinde plastikler yüzenlerin boynuna sarılıyor… Alanya’da yapılan incelemelerde bazı noktalardaki mikroplastik yoğunluğunun Akdeniz ortalamasının 60-65 katına kadar çıktığı belirtiliyor. Adrasan, Olimpos, Kaş, Kumluca, o öle bayıla fotoğraflarını paylaştığınız Kaputaş Plajı, Side plastik kirliliğiyle boğuşuyor. Bu tabloyu yalnızca “çevre kirliliği” diyerek geçiştiremeyiz. Türkiye yıllardır Avrupa’nın plastik atıklarının en büyük alıcılarından biri. Sadece 2025 yılında yalnızca İngiltere’den Türkiye’ye yaklaşık 139 bin ton plastik atık gönderildi. Avrupa kendi ülkesinde istemediği çöpü gemilere yükleyip gönderiyor, Türkiye almaya devam ediyor. Adana’daki geri dönüşüm tesislerinin çevresinde yapılan bilimsel araştırmalarda tesislerin aşağısındaki sularda mikroplastik yoğunluğunun 132 kata kadar arttığı, bazı kanallardan saatte 5,3 milyardan fazla mikroplastik parçacığının taşınabildiği tespit edildi. Bu su yolları Seyhan üzerinden Akdeniz’e ulaşıyor. Yıllardır Avrupa’nın plastik atıklarını ülkeye dolduran politikaları, yetersiz denetim ve bugün Akdeniz’de karşı karşıya olduğumuz tablo… Geçen Ağustos başında da Cenevre'de yapılan Küresel Plastik Anlaşması görüşmelerinden sonuç çıkmadı. Oysa Birleşmiş Milletler 2022 yılında plastik kirliliğini sona erdirmek amacıyla hukuken bağlayıcı uluslararası bir anlaşma hazırlanması konusunda karar almıştı. Ama aradan geçen yıllara rağmen dünya devletleri plastiğin yaşam döngüsünü düzenleyecek ortak bir zeminde buluşamadı. Bunun adına diplomasi diyebiliriz. Ben başka bir isim koymayı tercih ederim: Siyasi cesaretsizlik. Çünkü ortada artık bilimsel açıdan bilinmeyen bir mesele yok. Plastik kirliliğinin boyutunu biliyoruz. Mikroplastiklerin çevrede biriktiğini biliyoruz. Plastiklerin üretiminde kullanılan kimyasalların önemli bir bölümünün insan sağlığı ve çevre açısından risk taşıdığını biliyoruz. Peki, neden hâlâ karar veremiyoruz? Çünkü plastiğin yalnızca çevre meselesi olmadığını artık kabul etmemiz gerekiyor. Bu aynı zamanda devasa bir fosil yakıt ve petrokimya endüstrisi meselesi. Nitekim Cenevre görüşmelerinde fosil yakıt ve kimya endüstrisi lobicilerinin 234 temsilcisinin kayıtlı olduğu bildirildi. Bu sayı, 27 Avrupa Birliği ülkesinin diplomatik heyetlerinin toplamından bile fazlaydı. Şimdi insan ister istemez soruyor: Dünyanın geleceğini müzakere edenler gerçekten kimler? Geri dönüşüm masalını artık bırakalım Plastik konusunda yıllardır bize anlatılan en rahatlatıcı hikâyelerden biri şu: "Merak etmeyin, geri dönüştüreceğiz." Hayır. Geri dönüşüm tek başına çözüm değil. Dünyadaki plastiklerin yüzde 10'undan azının en az bir kez geri dönüştürüldüğünü gösteren veriler ortada. Üstelik plastik tek bir maddeden ibaret değil. Binlerce farklı kimyasalın kullanıldığı son derece karmaşık bir malzeme grubundan söz ediyoruz. PlastChem verilerine göre plastiklerde 16 binden fazla kimyasal madde bulunuyor ve bunların dörtte birinden fazlasının insan sağlığı veya çevre açısından tehlikeli olduğu değerlendiriliyor.