TEMMUZAGUSTOS2026
GEMİ MODELCİLİĞİ
GEMİ MODELCİSİ ZAFER İYİDİLLİ:
"Denizcilik müze ve faaliyetleri artırılmalı."
Dünyanın en keyifli ama sabır ve titiz olmayı gerektiren uğraşlarından biri olan gemi modelciliği üzerine çalışan Zafer İyidilli konuk oluyor sayfalarımıza... Uzun yıllar tarım sektöründe çalıştıktan sonra emekli olan İyidilli'yi bir model üstünde iyileştirme yaparken yakaladık. Hem sohbet ettik hem de çalışmasını izledik.
Zafer İyidilli kimdir?
1965 doğumluyum. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi mezunuyum. Uzun yıllar tarım sektöründe çalıştım. Daha sonra gayrimenkul danışmanlığı yaptım. Artık emekliyim ama aynı zamanda gemi modelcisiyim. Seyahat etmeyi severim. Tarihi kitap ve film meraklısıyım. El zanaatları çalışmalarına yoğun ilgi duyuyorum. Hiç bir şey yapmadan oturmayı sevmem. Televizyon izlerken bile gemi modelinin bir parçasını ya da gaz lambasına ahşaptan bir duvar askısı, ahşap bir fırın küreği veya ahşap bir deniz objesi üretirim.
Gemi modeli yapmaya nasıl başladınız?
Gemi modelleri yapmaya 2005 yılında, 8 yaşındaki oğluma bir el becerisi, hobi kazandırmak amacıyla başladım.
İlk yaptığınız model hangisiydi, bugün dönüp o ilk modele baktığınızda neler hissediyorsunuz?
İlk yaptığım model, projesine ilk ulaşabildiğimiz 1900’lü yıllarda yaşamış üç direk yelkenli Albatros isimli guletti. Şimdi onu hatırladığımda iyi ki yapmışız diyorum. Daha sonra yapacağımız modellerin başlangıç kapısı oldu. Geçmişte, içinde pek çok olay yaşanan hikayelere, hislere ulaşmaya başladım.
Gemi modelleri sizin için hobi mi, zanaat mı, sanat mı?
Hepsini içerdiğini düşünüyorum. Hobi olarak başlanır. Modelci kendini geliştirip bir taraftan da yeteneğini ön plana çıkararak ortaya çıkardığı eser, gerçeğini görsel olarak yakalayabiliyor derecedeyse bu bir sanattır. Gemi modelcilerinin çoğunun amacı para kazanmak değil modeli en az kusurla ortaya çıkarabilmektir.
Diğer yandan sanat olabilme şartlarına baktığımızda estetiği yakalama kaygısıyla çalışılır. Gemi modelciliği toplumumuzda çok geniş kapsamda tanınmamasına rağmen estetik, his, duygu oluşturur. Ortaya çıkan eser kalıcı olma amaçlıdır, insanlık için tamamen bir iz bırakma amaçlıdır ve tarihi yansıtır. Bu şartları sağladığı için gemi modelciliği ülkemizde resim, heykel kadar ilgi görmese de bir sanat dalıdır düşüncesindeyim. Çizgi, doku, şekil ve renk içerir.
Bir gemiyi çalışmaya başlarken önce onun hikâyesine mi, teknik çizimine mi odaklanırsınız?
Bir modele başlamak istediğimde ilk önce hikayesini dikkate alırım. Geçmişte hangi dönem ve şartlarda yaşamış, toplumsal amacı nedir, neler yapmış, hangi maceralara yelken açmış ya da demir almış. Ve ister istemez o dönemle ilgili bir sürü soru belirir düşüncelerimde… Zihnimde o günlere, o koşullara ulaşmaya çalışırım. Örneğin bir TRİREME (eski Yunan savaş gemisi) yaparken sizlere yansıtabilmek amacıyla örnekliyorum. Truva Savaşı filmini izlemişsinizdir veya bir Viking gemisi modeli yaparken o dönemi ve yaşamları filmler kısmen yansıtır. Sonra da teknik çizimine ulaşır, modeli önce düşünsel olarak neyi nasıl yapabileceğinizi kurgular, modeli önce kafanızda bitirirsiniz. Sonra başladığınızda artık model çoğunlukla bitmiş demektir. Modeli kafanızda bitiremiyorsanız o modele başlayamazsınız.
Modelin “ruh taşıması” sizce ne demek?
Bir modelin ruh taşıması, tamamen o geminin var olduğu dönemde yaşanmışlıklarıyla ilgilidir. Yine örnek; Çanakkale savaşında NUSRAT’ın boğaza gecenin sessizliğinde usulca mayın döşeme görevi, demir alan bir BANDIRMA Vapurunun sessizce ilerleme anında taşıdığı giz ve muhteşem bir görev yükü ile tarihe dokunuşu…
Bir gemi modelinin yapımında en kritik aşama nedir?
Bir modelin yapımında en kritik nokta; bahsettiğim gibi modeli önce kafada bitirebilmeniz… Modelin hangi parçalarını hangi malzemeden oluşturabileceksiniz? "Malzemeyi Yenmek" kavramı der buna kaybettiğimiz gemi modelcisi Prof. Dr. Erdoğan Aksel...
Hangi malzemeler vazgeçilmeziniz?
Çok enteresan gelecek, toplu iğne... Modele baktığınızda bir tane bile göremezsiniz ama aslında yüzlerce toplu iğne kullanılmıştır. Tutturmak amacıyla ya da bazı parçaları sabitlemek amacıyla… Toplu iğne neredeyse bir modelin iskeletidir.
Bir modelin yapımı ortalama ne kadar sürüyor?
Bir modelin yapımı, büyüklüğü ve detayına bağlı olarak 1 ayla 6 ay arasında vakit alabiliyor.
El işi mi daha zor, araştırma kısmı mı?
El işçiliği tabii ki daha zor. Ancak araştırması daha keyif verici ve heyecanlı…
Kusursuzluk takıntınız var mı? “Bu detay görünmeyecek ama yine de yapmalıyım” dediğiniz oluyor mu?
Böyle bir takıntım var. Özellikle modelde parça yaparken çalışmayı "hah işte bu oldu’’ değinceye kadar tekrarlıyorum. Detay görünmeyecek bile olsa onu yapmak bana rahatlık hissi veriyor.
Dijital üretim çağında tamamen el emeği ile çalışmak nasıl bir his?
İşte esas keyfi burada alıyorum. Modelcilikte de dijital çağı yaşıyoruz. Birçok parça dijital ortamda üretilebiliyor. Ancak ben, onu ahşaptan kendi ellerimle üretebilmeliyim.
Uzun saatler boyunca tek başına çalışmak... Gemi maketi sabır dışında başka hangi karakter özelliğini geliştiriyor?
Resmen meditasyon yaşıyorum. Kendimi kaybediyorum. Sanki başka boyutta oluyorum. Kendime geldiğimde saatin sabahın dördü olduğunu görüyorum.
Bir model üzerinde çalışırken günlük hayatla bağınız kopuyor mu? Ve bitirdiğinizde boşluk hissi oluyor mu?
Kesinlikle oluyor. Model bitimine doğru kafamda hangi modele başlasam tilkileri dolaşıyor. Tabii hayat koşulları dolayısıyla modelciliğe ara verdiğim süreler oldu.
Sizce insanlar neden minyatürlerle duygusal bağ kuruyor?
Her zaman her şeyin daha küçüğü sevimli ve cazip gelir. Koca bir bisikleti koyamazsın salonuna ama küçük bir modeli hoş durur sehpanda ya da vitrininde... Hep göz önündedir, yakınsındır ona, dokunabilirsin.
Türkiye’de denizcilik hafızasının yeterince korunuyor mu?
Bunu hangi bazda sorduğunuz önemli. Güncel üretim bazındaysa üretimsel olarak yatçılık sektöründe dünyanın ilk sıralarındayız. Deniz taşımacılığında çok önemli firmalarımız var. Yine belirli bir sınıfta savaş gemileri üretiyoruz. Denizlerde enerji araştırma faaliyetlerimiz var. Gençlerimiz için denizcilik meslek okullarımız var. Bence denizciliğin önemini kavradık. Bir de tarihe dönüp daha çok bakabilsek…
Bu alanda en büyük eksik nedir?
Denizcilik müze ve faaliyetleri artırılmalı.
Sizce hangi tarihi gemilerin mutlaka yeniden modellenmesi gerekir?
Tarihte sosyal ve toplumsal yönde görev yapmış, bilimsel araştırmalara hizmet vermiş, iz bırakmış gemiler modellenmeli.
Bir gün müze ölçeğinde büyük bir proje yapmak ister misiniz?
Tabii ki isterim. Ülkemizde çok değerli ve yetenekli modelci dostlarımız var. Türkiye bazında çoğunu tanırım. Onların çalışmaları sergilenip turizme katkı sağlanabilir. Gemi modelciliğinde Türkiye uluslararası bir marka haline bile gelebilir.
Maketlerinizi satıyor musunuz? Hiç satmak istemediğiniz bir model oldu mu?
Evet sattığım da oluyor. İstemediğimde oldu. "BAĞDAT" isimli bir modelim vardı; yandan çarklı eski dönem İstanbul şehir hatları vapuru… Başka yeni model yapma heyecanıyla yapıp bitirmiş olduğunuz modeli, geri dönüp tekrar yapmak istemiyorsunuz her zaman...
Modelleri nerelerde sergiliyorsunuz?
Modellerim bir dönem ayaklıydı. Bir ara İzmir Gemi Modelcileri Derneğimiz vardı. Derneğin başkanlığını yaptım. Kişisel ve dernekle bir sürü sergi yaptım. İstanbul Yelken Kulüp, Çesme Çarşı Kilise, Yaşar Üniversitesi, 9 Eylül Üniversitesi, Çınarlı Teknik Okulları, İzmir Ticaret Odası, Konak Vapur İskelesi katıldığım sergi lokasyonları… Şimdi Güneydeniz Saha Komutanlığı İnciraltı Müze Gemiler demirledi. Çoğu modelim orada görülebilir.
Bir gün biri yaptığınız modelleri anlatacak olsa, nasıl hatırlanmak isterdiniz?
Geçmiş dönemde yaşamış bu gemiler unutuluyor. O dönem yaşayanlar biliyor ama yeni kuşaklar bilmiyor. Biz bu modelleri yaparak geçmişteki deniz kültürünü ve değerlerini bu güne ve muhafaza edilirse yarınlara taşımak istiyoruz. Bir gün birileri "bunu da Zafer yapmış" derse en büyük ödül olur. Hayata bir çentik atmış olurum.
Son çalışmanız Gülcemal Vapuru... Neden sizi etkiledi? Gülcemal’in hikâyesi nedir?
GÜLCEMAL Vapuru geçmiş tarihimizde adına şiirler ve şarkılar yazılan, resimlere konu olan, çok büyük sosyal toplumsal görevler yapmış. Göç, acılar, savaşlar, umutlar, anılar barındırmış. Halk tarafından da çok sevilmiş. Benim "Kutsal Vapur" diye adlandırdığım ve "Anadolu’dan bir vapur geçti, adı Gülcemal’di’’ denilen bir "Gazi" gemidir. 75 yıllık hizmet hayatında, Osmanlı’nın son dönemini ve Cumhuriyet dönemini yaşamıştır. Yemen’e asker taşımak, Balkan Savaşı sonrası askerlerimizi Kazım Karabekir komutasında ana vatana taşımak, Çanakkale Savaşı en önemli görevlerinden… Mübadelede insanlarımızı Anadolu’ya taşıması, hastane ve posta görevi yapması gibi pek çok hizmeti var. Keza Atamızın en sevdiği gemilerden biridir. Gülcemal’le ilgili övgü mektubu İstanbul Deniz Müzesi’nde asılıdır. Mudanya ve çoğu deniz seyahatlerini onunla yapmış, yabancı devlet başkanlarını ağırlamıştır. O dönem dünyada merak konusudur. Hem motorlu hem de yelkenli olma özelliği nedeniyle Atlantik’i en hızlı geçen gemi olarak Mavu Brove kazanan ve Amerika’ya giden ilk gemimizdir.
Orijinal planlara ulaşmak zor oldu mu?
Konunun içinde eskiden beri olduğum için zor olmadı, kolay temin ettim.
Gülcemal’i çalışırken “tarihe dokunuyorum” dediğiniz anlar oldu mu?
Dokunmak ne kelime tamamen içindeydim. Zaman zaman aşırı duygulandım, hikayeleri hatırladıkça…
Zorlandığınız bölüm hangisi?
Modeller zorluk derecesine göre sınıflandırılır. GÜLCEMAL en zor modellerden biri. Ölçek 1/150, bu şu demek; bir parçasının 150’de birini yapacaksın. İkincisi detay çok. Bu ölçekte gerçekten el- parmak tutmuyor. İşim tırnakla cımbızla... Geminin vardevela puntel diye adlandırdığımız korkulukları, 1mm çıtaya 0.7 mm yüzlerce delik açıp içinden 0.7 mm korkuluk tellerini geçirmek gibi… Gülcemal modeli, bildiğim kadarıyla Türkiye’de 2 veya 3 adet yapılmış olabilir. Dördüncüsünü ben yapıyorum. Detaylar yüzünden yıllarca başlayamadım. Sonunda oğlum yaparsın dedi, Elimden geldiğince hassas çalıştım.
Sizce insanlar Gülcemal’i neden hâlâ romantik bir sembol gibi görüyor?
Gülcemal’le tarihte yaşanmış hikayeler çok derin anılar bırakmış. Deyimler ortaya çıkarmış. Bir yere giden insana yakınları çabuk gelsin diye "Gülcemal gibi her yere uğrama" derlermiş. Hasta olanlar şifa bulsun diye Gülcemali tavaf ederlermiş. Gundelik yaşantıda sandıkların üzerinde, duvar halılarında yer almış.
Gülcemal’le ilgili bilgiler?
Gemi 1874 yılında yapılmış ve Osmanlı’ya 1910 yılında gelmiş. İmal edildiği 1874’den Osmanlı’ya geldiği döneme kadar yaklaşık 36 yıl Avrupa’dan Amerika’ya göçmen taşımış. En hızlı vapur olduğu, Atlantik’i 7 günde geçtiği yazılı kaynaklarda yer alıyor. Biz Türkiye açısından faydalarına bakıyoruz ancak insanlık için Amerika yeni dünya, yeni umutlar gerçekten muhteşem bir iş Gülcemal’inki...
Gemiyi ilk batan Titanik’in de sahibi olan İngiliz seyahat firması, Irlanda Belfast tersanelerinde 1874’de yaptırıyor. Gülcemal 1.750 yolcu kapasiteli, 142 metre boyu ile alt katlarında inek beslenebilip sütleri 1.mevkii yolcularına sunulan, üst güvertelerinde sebze ve çiçek yetiştirilebilen hem motorlu hem de yelkenli bir gemi… 1910’da Sultan Mehmet Reşat, 200 bin altın karşılığı satın alıyor. O, 2 yaşındayken vefat eden annesinin ismini – Gülcemal- vapura veriyor. Cumhuriyet dönemi Atatürk, vapurun ismini değiştirmiyor.
Yaptığım modelin %90’ı ahşap ve yaklaşık 5 aylık bir süreçte tamamladım.
Şu an hayalini kurduğunuz ama henüz başlamadığınız model hangisi?
Bu hobide seçenek çok. Aslında çok da geç kaldığımı düşünerek BANDIRMA Gemimizi çalışmayı düşünüyorum. Bir de oğlumun isteği var; 15. yüzyıla ait antik bir yelkenli, Caravel…