TEMMUZAGUSTOS2026
TELEMESAJ
“PROBLEMLER, ÇÖZÜLMEK İÇİNDİR”
“Kafe Kariyer” söyleşilerinde bu kez, girişimcilik yolculuğuna çıkmayı hedefleyenlere ilham vereceğine inandığım, iş dünyasından değerli arkadaşım, Koray Yılmazlar ile söyleşiyoruz. İş yaşamına attığı ilk adımlardan girişimcilik serüvenine uzanan kariyer yolculuğunu konuşurken, aynı zamanda dünyada ilk ve tek olma özelliği taşıyan TeleMesaj projesini de yakından tanıma fırsatı bulduk. İlham veren deneyimlerini ve girişimcilik bakış açısını da sizler için konuştuk.
Koray bey,bize kısaca kendinizden söz eder misiniz?
Dokuz Eylül Üniversitesinde Endüstri Mühendisliği ve Bilkent Üniversitesinde İşletme eğitimi aldım. Bir yıl Londra da yaşadım ve Türkiye’ye döndükten sonra Vestel Danışmanlık, Philip Morris SA, General Motors Türkiye gibi farklı kültürdeki şirketlerde çeşitli pozisyonlarda görev yaptım. Şimdi de Pygma A.Ş. nin kurucu ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanıyım.
Sözünü ettiğiniz firmalarda çalışmak, kariyerinize önemli katkılar sağlamış olmalı… Kariyer yolculuğunuzda “başarılı olma” konusunda ne söylemek istersiniz? Bugün sizi siz yapan değerler oluşurken, iş yaşamınızda en çok kimden veya kimlerden etkilendiniz?
İş yaşamında insanın başarısını şekillendiren etkenler üzerine çok düşündüm. Bana göre herkesin hikâyesinde hem "sayesinde" hem de "rağmen" vardır. Önemli olan bu dengenin nasıl kurulduğudur.
Kariyer yolculuğunda birileri ya da bir şeyler sayesinde başarmış olmakla, birilerine ya da bazı koşullara rağmen başarmış olmak arasında sağlıklı bir denge bulunmasının ideal olduğunu düşünüyorum. Ben ise kendimi daha çok "rağmen başarmış" biri olarak görüyorum. Zaten ağırlıklı olarak "sayesinde başarmış" insanları, beş dakikalık bir sohbet içinde bile kolaylıkla fark edebilirsiniz.
Elbette iş hayatım boyunca bugün olduğum kişiye katkı sağlayan pek çok insan oldu. Ancak bu noktada özellikle Vestel Danışmanlık'taki ilk genel müdürüm Ahmet Sezer'i anmadan geçemem.
Kendisi şık görünüşü, güçlü eğitimi, zekâsı, espri anlayışı ve en önemlisi insanlığıyla iz bırakan bir yöneticiydi. İşini büyük bir ciddiyet ve hakkaniyetle yapar, "kazan-kazan" anlayışını benimserdi. Kurumun çıkarlarını gözetirken çalışanlarını da aynı ölçüde önemser; biri için diğerinden vazgeçmezdi.
Cesur, insan odaklı ve adalet duygusu yüksek bir liderdi. Yönetim koltuğunu korkuyla koruyan, otoritesini baskıyla hissettiren yöneticilerden hiçbir zaman olmadı. Tam tersine, gerektiğinde yönetim kurulunun karşısında çalışma arkadaşlarının haklarını savunmaktan çekinmezdi. Biz de onun bu güven veren yaklaşımına, elimizden gelenin en iyisini ortaya koyarak karşılık vermeye çalışırdık.
Bugün geriye dönüp baktığımda, yöneticilik anlayışımı şekillendiren en önemli örneklerden birinin Ahmet Sezer olduğunu söyleyebilirim. İnsana değer veren, adil, cesur ve ilham veren liderliğiyle, yalnızca başarılı bir yönetici değil; aynı zamanda meslek hayatım boyunca örnek aldığım gerçek bir rol model oldu. Ayrıca her alanda “Kazan, Kazan” ilkesini benimsediğimden, girişimcilikte, problemlere çözüm üretmemde de çok önemli bir bakış açısı oldu.
Peki, beyaz yakalı bir çalışandan, girişimci olmaya nasıl dönüştü bu yolculuğunuz?
Beyaz yakalı olarak çalıştığım dönemde, görev tanımımın içinde ya da dışında pek çok yenilikçi ve yaratıcı fikri çalıştığım şirketlere sundum; birçoğunu da hayata geçirme fırsatı buldum. Ancak zaman içinde, üretilen değerden çok, üst yönetimle daha güçlü ilişkiler kuran kişilerin ön plana çıkarıldığına birçok kez tanık oldum. Bu durum, fikir üretmenin tek başına yeterli olmadığını gösteren önemli bir deneyimdi.
Kurumların değişime mesafeli durmasının temelinde çoğu zaman korku yatıyor. Ama korku, ecele de fayda etmiyor. Ben de bu yüzden artık başkalarının şirketleri için değil, kendi şirketim için değer üretmeye karar verdim. 2013 yılında yenilik ve değer üretebileceğimize inandığım arkadaşlarımla birlikte şirketimizi kurduk. Aynı yıl, mobil telefonlarla trafik kazasını algılayan teknolojimiz için patent alarak geliştirdiğimiz yazılımla pazara çıktık. TeleMesaj ise bugün üçüncü patentimiz ve dördüncü yazılım projemiz olarak bu girişimcilik yolculuğunun önemli kilometre taşlarından biri oldu.
TeleMesaj fikri nasıl ortaya çıktı? Bu ihtiyacı ilk ne zaman fark ettiniz?
Bir gün bir nöbetçi eczanedeydim ve eczacının nöbette çalan telefonlara yanıt vermekten, hep aynı soruları yanıtlamaktan bezdiğini, içerideki müşterilere de yeterli zamanı ayırmakta zorlandığını fark ettim. Karşılaştığım hemen hemen her sorunda olduğu gibi, bunu da nasıl çözebiliriz diye düşünürken TeleMesaj proje fikri nasip oldu. Dünyada benzeri olmadığından da temiz bir inceleme raporuyla Patentledik ve hayata geçirdik.
Bu durumda “Problemlerden yakınmak yerine çözüme yönelik düşünmek” sizin önemli bir alışkanlığınız diyebiliriz. Bize TeleMesaj kullanıcılara tam olarak nasıl fayda sağlıyor anlatabilir misiniz?
TeleMesaj'ı kullanan nöbetçi eczanelerde, sabit hattı arayan kişilere eczanenin nöbetçi ve açık olduğu otomatik olarak bildiriliyor. Arayan kişiye isterse eczanenin adresi sesli olarak tarif ediliyor, ayrıca konum bilgisi ve adres tarifi kısa mesaj olarak da telefonuna gönderiliyor. Bunların dışında farklı bir konuda görüşmek isterse de, doğrudan eczane yetkilisine bağlanabiliyor.
Bu sayede nöbetçi eczacılar, gece boyunca defalarca gelen "Nöbetçi misiniz?", "Açık mısınız?", "Adresiniz nerede?" gibi tekrarlayan telefonlara cevap vermek zorunda kalmıyor. Böylece hem iş akışları daha az bölünüyor hem de hastalara daha verimli hizmet sunabiliyorlar.
En büyük mutluluğumuz ise sahadan aldığımız geri bildirimler. Kullanan eczanelerden memnuniyet oranımız oldukça yüksek. Hastalar aradıkları eczaneye çok daha kolay ulaşırken, eczacılar da daha düzenli ve verimli nöbetler geçirebiliyorlar. Hatta zaman zaman teşekkürün ötesinde, dualar aldığımız bile oluyor.
Bu güzel geri bildirimlerin ardından, hizmetimizi duyurmak amacıyla ilk olarak İzmir ardından da Aydın Eczacılar Odalarıyla işbirliği anlaşmalarına imza attık. Temmuz ayı itibariyle de Tüm Türkiye’ye hizmet sağlamak üzere kolları sıvıyoruz.
TeleMesaj'ın en güzel tarafı: Hastanın işini kolaylaştırıyor, eczacının yükünü hafifletiyor ve sağlık hizmetinin daha verimli işlemesine katkı sağlıyor. Herkes için gerçek anlamda bir "kazan-kazan" modeli oluşturabilmiş olmak da bize en büyük motivasyon kaynağı oluyor.
Fikrinizi ilk kez paylaştığınızda çevrenizden nasıl tepkiler aldınız?
Fikri ilk olarak değerli ortağım Turgut Ertürk ile paylaştım. Ardından görüşlerine çok güvendiğim birkaç kişiye daha anlattım. Açıkçası beklediğimden çok daha olumlu tepkiler aldım. Hepsi fikrin uygulanabilir olduğunu düşündü ve beni cesaretlendirdi. Bir girişimcinin en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri, fikrine inanan insanların varlığıdır. Ben bu konuda şanslıydım.
Destekleyici bir çevreye sahip olmak, girişimcilik yolculuğunda önemli bir avantaj. Peki, fikri hayata geçirirken sizi en çok zorlayan süreç ne oldu?
Aslında TeleMesaj yalnızca bir yazılım projesi değil; birçok farklı uzmanlığın bir araya geldiği bir ekosistem. Projenin arkasında sosyal medya ve grafik tasarım süreçlerini yöneten, aynı zamanda başarılı bir ressam olan Sena Binici Hanım var. Bunun yanında sözleşmeler hukuku ve fikri haklar hukuku alanında çalışan hukuk ofislerimiz ile Türkiye'nin köklü sanal santral altyapı sağlayıcılarından bir iş ortağımız bulunuyor.
En büyük zorluk, bu farklı disiplinlerden gelen ekipleri projenin vizyonu etrafında aynı heyecan ve motivasyonda buluşturabilmekti. Herkesin projeye aynı gözle bakması biraz zaman aldı. Ancak TeleMesaj geliştikçe, elde ettiğimiz sonuçlar ve gördüğümüz ilgi, ekibimizin inancını daha da güçlendirdi. Bugün aynı hedefe odaklanmış, uyum içinde çalışan güçlü bir ekip haline geldik.
Başarılı bir girişimcinin sahip olması gereken özellikler sizce nelerdir?
Öncelikle gençlerin girişimci ile yatırımcı arasındaki farkı iyi anlaması gerektiğini düşünüyorum. Herkes girişimci olmak zorunda değil; önce hangi rolün kendilerine daha uygun olduğuna karar vermeliler.
Bana göre iyi bir girişimci; adaletli ve merhametli olmalı, özgür iradeye değer vermeli, makul riskler almaktan çekinmemeli. Emek vermeden başarının gelmeyeceğini bilmeli. Herkesin baktığı yere değil, başkalarının henüz göremediği fırsatlara bakabilmeli. "Kazan-kazan" anlayışını benimsemeli, biraz hayalperest ama çok kararlı olmalı. Biraz da alışılmışın dışında düşünebilen, gerektiğinde kalıpların dışına çıkabilen insanlar başarılı girişimciler oluyor.
TeleMesaj'ın gelecek vizyonu nedir? Diyelim ki on yıl sonra geriye dönüp baktınız... İnsanların TeleMesaj'dan nasıl söz etmesini isterdiniz?
En büyük hedefimiz, TeleMesaj'ın Türkiye'de nöbetçi eczane hizmetinde bir standart haline gelmesi. Elbette her nöbetçi eczanede olmak gibi bir iddiamız yok; ancak hizmet veren eczaneler arasında profesyonelliğiyle öne çıkan, güven duyulan bir çözüm olmak istiyoruz. Türkiye'de her gün yaklaşık 1.400 nöbetçi eczanenin hizmet verdiğini düşündüğümüzde, önümüzde hâlâ çok büyük bir gelişim alanı bulunuyor.
TeleMesaj'ın ardından üzerinde çalıştığınız yeni projeler de var mı?
Evet. Bir sonraki projemizin fikri şimdiden hazır. Yine sağlık sektörüne yönelik, yine özgün ve ihtiyaca cevap veren bir çözüm üzerinde çalışıyoruz. Ancak şu an tüm odağımız TeleMesaj. Öncelikle bu projeyi hak ettiği noktaya taşımak istiyoruz.
Bir iş fikrinin gerçekten hayata geçirilmeye değer olup olmadığını siz nasıl anlarsınız?
Fizibilite, SWOT analizi ya da rekabet analizleri elbette çok önemli; onları işin uzmanlarına bırakıyorum. Ben ise önce kendime şu soruları sorarım: "Bu işi başardığımda ne hissedeceğim?" ve "Yıllar boyunca bu işin arkasında dururken aynı heyecanı koruyabilecek miyim?"
Çünkü girişiminiz aslında sizin ortaya koyduğunuz bir eser. Nasıl bir ressam tablosuna kendi rengini katıyorsa, yaptığınız iş de sizin karakterinizi ve hayata bakışınızı yansıtmalı.
Bugün kendi girişimini kurmak isteyen gençlere en önemli tavsiyeniz ne olur?
Ben, başarının üç temel sütun üzerine kurulduğuna inanıyorum: yetenek, emek ve inanç. Hatta şirketimizin adı olan Pygma da bu düşünceden ilham alıyor. İsmini, mitolojide kendi eserine tutkuyla bağlanan Kıbrıslı heykeltıraş Pygmalion'dan aldık.
Pygmalion'un hikâyesi bize şunu hatırlatıyor: İnsan yaptığı işe gerçekten inanır, emek verir ve sabırla onu şekillendirirse, bazen hayal gibi görünen şeyler gerçeğe dönüşebilir. Hikâyenin içinde dördüncü bir unsur daha var; onu da gençlerin keşfetmesini isterim.
İçten paylaşımlarınız, girişimcilik yolculuğunuza dair samimi anlatımınız ve geleceğin girişimcilerine ilham verecek değerli görüşleriniz için çok teşekkür ederiz.
Başarı yolculuğunuzun TeleMesaj’ın yanı sıra, yeni projelerle de devam etmesini diliyoruz.
Sevgiyle kalın.